Hayatın İçinden

Hayatın İçinden

Ben bir cüceyim, başka bir şey değil, o kadar.

- Par Lagerkvist

“Cücelerin çoğu soytarıdır. Efendilerini ve onların konuklarını güldürmek için maskaralıklar, hokkabazlıklar yaparlar. Ben bu gibi şeylerle kendimi aşağılamadım hiç. Kimsede benden böyle şeyler istemeye kalkmadı. Suratıma bakınca anlarlar isteyemeyeceklerini. Komiklikler yapmaya elverişli değildir suratım. Hiç gülmem. Soytarı değilim ben. Ben bir cüceyim, başka bir şey değil, o kadar.” Par Lagerkvist’in Cüce adlı romanında yazdığı gibi…Çocukken okuduğumuz, dinlediğimiz masallardan anımsarız heybetli ‘devler’ ile ufacık ‘cüceleri’… Büyüdükçe anlarız ki devler de cüceler de yalnızca masal kahramanı değil, gerçek aynı zamanda. Belgesel fotoğraf üzerine projeler üreten Tülün Şaşmaz Üzmez, Romanlardan sonra objektifini cücelerin yaşamına doğrulttu. Cüceleri belgelerken onların yaşamındaki zorlukları ve dışlanmaları gördü. Ama boyları kısa olanların inanılmaz azmini de. Yoksullukla, geçim derdiyle, kendi kendileriyle barışık hallerini görüntüledi önce ve sonra toplumdan zoraki uzaklıklarını.

Sadece fiziksel görünümleri ile değil kimi insanlar alçak gönüllülüğü, kavgada direngenliği ile devleşirken kimileri de hızla akıp giden zamanın dişlisinde kapılıp, kendisinden zayıf gördüklerini ezerek cüceleşiyor. Ruhlarımız cüceleşmesin diyerek Hayatın İçinden adını verdiğim projemi tamamlamış bulunmaktayım. Toplumda insanların cüceliğe bakış açıları ve kısalığın verdiği özür ile zor bir yaşama sahip olduklarını gözlemledim.

“Büyük adam küçük adamı dövdü”

küçük adam ağladı ağladı.

Unutmamak için öcünü parmağına iplik bağladı’

Ortaokul öğretmeninin defterime yazdığı bu satırlar bugün ‘cüceleri’ anlatma girişimine de ışık tuttu.

Cücelerin sosyal yaşamdan soyutlandığını gözlemlediğini söyleyen Şaşmaz, cüce dostları olan Mahmut, Ebru,Fatma, Şehmuz ile geçirdiği süre boyunca onların zorluklarını daha iyi görmüş. “Bu insanların bir özrü yok, onlar da sizin benim gibi işsizlik ile boğuşuyor, gelecek kaygısı taşıyor, evini nasıl geçindireceğini düşünüyorlar. Bu insanların boyları kısa, akılları değil. O zaman ben bunu nasıl anlatmalıyım diye sordum kendime? Ve çalışmaya başladım. Fotoğraflarda özel mekanlar kullanılmadı. Bir sporcunun günlüğü nasıl ise Ebru öyle çalışıldı. Aynı şartlardaki bir genç nasıl vakit geçirirse Mahmut öyle çekildi. Kalabalığın içinde bir ayakkabı boyacı nasılsa aynı şekilde vermeye çalıştım. İşsiz bir genç kız evde nasılsa Fatma’yı, 3 kişilik bir aile nasılsa Emine, İbrahim ve kızları Medine’ yi öyle gösterdim. Fotoğraflarda görünen hiç bir şey olduğundan farklı değil. Güzel olan görmezden geldiğimiz insanları fotoğraf ile görünür kılmaktı. Bana göre yaşam içinde önemli olan şey insanlara ne tepeden bakmak ne de küçük görmektir. Hayatta en önemli şey insanlarla aynı seviyeye gelebilmektir. Bu proje ile anlatmak istediğimde hepimizin cücesiyle, deviyle, engellisiyle, engelsizi ile birlikte hepimizin bu hayatın içinde olduğumuzdur.